STAR ANA SAYFA - 02 Eylül 2014 Salı

Hac kontenjanı umre başvurularını artırdı

Hac kontenjanındaki sıkıntılar nedeniyle vatandaşlar kutsal topraklara olan özlemlerini umre yaparak gideriyor. 2012 yılında 382 bin olan umre başvuruları 2013 yılının ilk günlerinde 204 bine ulaştı.
Hac kontenjanı umre başvurularını artırdı
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş, AA muhabirine umre hizmetleriyle ilgili yaptığı değerlendirmede, umreyle ilgili herhangi bir sınırlandırmanın olmadığını bildirdi.

Vakit sınırı da olmayan umrenin hacdan 1,5-2 ay sonra başladığını ve ramazan ayının sonuna kadar devam ettiğini ifade eden Keleş, 'Bu süre zarfında isteyenler kayıtlarını yaptırıp dileyen Diyanet İşleri Başkanlığı ile dileyen şirketlerle serbest bir şekilde kim neyle gitmek istiyorsa umreye gidebilirler. Nitekim umre talebi de hacca gidemeyen insanların 'hiç olmazsa umreye gideyim' diyerek artmış vaziyette. Türkiye'nin şu anda geçmiş birkaç yıllık umre potansiyeli yaklaşık 400 binlere doğru çıkmaya başladı. Yaklaşık olarak bunun yarısını Diyanet, yarısını da şirketler götürüyor' dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın öğrenciler için de umre organizasyonu yaptığını hatırlatan Keleş, 'Geçen yıl yarıyıl tatilinde 3 bin kişi civarındaydı. Bu yıl zaman da müsait oldu ve arttı başvuru. Yazın da devam edecek. Esas yazın öğrenci gruplarını götüreceğimiz programlar daha sistemli ve düzenli bir şekilde inşallah devam edecek. Yaz tatilinde de epeyce başvuru oldu. Bu yıl da yaz tatilinde çok sayıda başvurunun olmasını bekliyoruz' diye konuştu.

-Umreye gitmek isteyenlere uyarılar-

Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdür Vekili Ergün Yücel ise AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, umreye gitmek isteyen vatandaşların mağdur olmamaları için uyarılarda bulundu.

Umre organizasyonu yapan 117 A grubu seyahat acentesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında sözleşme imzalandığını hatırlatan Yücel, bu acentelere bağlı alt acenteler bulunduğunu ve bunların sorumluluğunun kendilerinde olmadığını ifade etti.

Hac organizasyonunda olduğu gibi umre organizasyonununda da Diyanet gözetim ve denetiminde olduğunu dile getiren Yücel, 'Umreye gidecek olan kardeşlerimizin dikkat etmesi gereken önemli noktalar var. Tabii ki her şeyi inceleyemezler. Bir sözleşmeyi baştan sonuna kadar okumaları veyahutta tek tek, madde madde incelemeleri son derece zor olur. En azından gitmek istediği şirket hakkında bir-iki bilgiye sahip olmasında fayda var' dedi.

-'Hiç değilse sözleşmeyi bir bütün olarak görsünler'-

Organizasyon düzenleyecek şirketlerin kesinlikle Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı protokolü ile ortaya koyduğu şartlara haiz olan A grubu seyahat acenteleri olması gerektiğini vurgulayan Yücel, şunları söyledi:

'Diyanet İşleri Başkanlığı ile yazılı bir sözleşme yapmak mecburiyetindeler. Hiç değilse vatandaşlarımızın çok zarara uğramaması, manevi bunalıma düşmemesi için çünkü çeşitli kötü örnekleri gördüğümüz olaylarla karşılaşıyoruz biz de üzülüyoruz, en azından şirketlerin Diyanet İşleri Başkanlığı ile sözleşme imzalayıp imzalamadığını sorsunlar. 'İmzaladık' dendiyse hiç değilse sözleşmeyi bir bütün olarak görsünler. Orada Diyanet İşleri Başkanlığı imzası olan sözleşmenin en azından içeriğini okumasa dahi görsünler. En azından Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nü arayarak buradaki her hangi bir memurdan dahi bunu öğrenme şansları var. Arasın ve 'şu şirketle umreye gitmek istiyorum sizinle sözleşme yapmış mıdır?' diye sorsun.'

Diyanet'le sözleşme yapan şirketlerin şartnamede yazılı sorumlulukları bulunduğunu ve yerine getirmedikleri takdirde alınan teminatlar doğrultusunda kendilerinin yardımcı olacağını anlatan Keleş, 'Fakat hiçbir sözleşmesi olmayan fason bir şirket, organizasyon sahibi ile yapılan umre yolcusuyla olan bu sözleşme kendi aralarındaki sözleşme neticede havaalanlarında ya da Hacı Bayram'ın etrafında maalesef dökülerek mağdur edilmektedirler. Halkımız yaptığı bu önemli yolculukla ilgili bu kadar iki basit şeye dikkat etse dahi yeterli olacaktır diye düşünüyorum' dedi.

-'Bazı şeyler cazip geliyor'-

Vatandaşların şirketleri tercih etmesinin nedenlerini tam olarak bilemediklerini ifade eden Yücel, şunları söyledi:

'Bazı şeyler cazip geliyordur. Biz onun detaylarını bilmeyiz. İkisi arasındaki konuşulanları bilmeyiz ancak biraz daha ucuz vaat edilmekte veyahutta bazı şeyler, kredi kartıyla, taksitle, döndükten sonra vermek şekliyle bilemiyorum. Çeşitli vaatler zannedersem devreye giriyor. Yol aynı yol, Suudi Arabistan'ın şartları belli. Bir otelin yarısını biz kiraladığımız, yarısını şirketler kiraladığı zaman onlara daha ucuz, bizlere pahalı verilecek değil. Aynı ücrettir. O yüzden vatandaşlarımızın bu konuda duyarlı olması lazım. Bazı sıkıntılar olabilir veya vardığı yerde '500 metre mesafede otelimiz' der çıkar bin 500 metre mesafede. Bu yüzden uyanık da olmak lazım.'

-A'dan Z'ye mahallinde denetim-

Umre organizasyonuyla ilgili denetim mekanizmasının Diyanet tarafından kanun gereği yapıldığını belirten Yücel, hem Türkiye'de hem de Suudi Arabistan'da müfettişlerin denetiminin söz konusu olduğunu bildirdi.

Teftiş ve Rehberlik Kurulu Başkanlığı'nın Umre sezonu boyunca her ay için 4 müfettişi görevlendirerek yaptığı bir denetim olduğunu söyleyen Yücel, 'Bu arkadaşlarımız her dönemde 4 kişi gidiyor. 2'si Mekke'ye 2'si Medine'ye. Bunlardan biri Diyanet'in umrecilerinin kaldığı yerleri denetler, biri de şirketlerimizin kaldığı yerleri ve yemekhanelerini A'dan Z'ye mahallinde denetler. Onun için denetlemede her hangi bir sıkıntı yoktur. Yılda onlarca şirkete ceza verilmekte. Hac ve umreden men edilen şirketler olmakta. Yani bunlar yaptırım güçleri de açıkçası ortada. Hatta evlerden standartlara uymayan bir yer kiralanmışsa ona umreci yerleştirilmeme imkanı var' diye konuştu.

Vatandaşların gittiği organizasyonu iyi araştırması ve gidenlerin de taahhütlerin yerine getirilip getirilmediği konusunda takip yapmaları gerektiğini vurgulayan Yücel, 'Sözleşmesi olan hiçbir umre şirketimiz bile bile bir yanlışlık yapmaya yeltenemezler diye düşünüyorum. Bu yolculuk mukaddes bir yolculuktur, kutsal iklime yönelen bir yolculuktur. Bunun ibadet ruhuyla yapılması gerekir. Bunu yapmayanlara da meydan vermemek gerekir diye düşünüyoruz' ifadelerini kullandı.

-Tercih edilen turlar-

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın umre organizasyonunda, ramazan ayına kadar 15 tur düzenleniyor. Ramazan ayı içerisinde de farklı turların düzenlendiği organizasyonda en çok tercih edilenlerin ise ilk 2 ay boyunca gerçekleştirilen turlar olduğu dikkati çekiyor.

Umre organizasyonuna katılanların sayıları 2008'de 192 bin 708, 2009'da 180 bin 788, 2010'da 287 bin 104, 2011'de 411 bin 498 ve 2012'de 382 bin 857 kişi olarak gerçekleşti. 2013 yılının 18 Şubat'a kadar olan kısmında ise umre başvurularının sayısı 240 bine ulaştığı bildirildi.

-Bayanlar bir adım önde-

Hacca gidemeyen vatandaşların tercih ettiği umrede bayanların sayısı erkeklerin sayısının geçmiş durumda. 2012 yılında umreye giden 382 bin 857 kişinin 220 bin 190'ını bayanlar oluşturdu.

-Öğrenci umresine yoğun ilgi-

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yarı yıl tatillerinde de başlattığı öğrenciler için umre organizasyonlarına da büyük ilgi var. Öğrenci, öğretmen ve velileri için düzenlenen ve 5 günü Mekke'de 5 günü de Medine'de olmak üzere 10 günlük olan organizasyona 2012 yılı yarıyıl tatilinde bin 58'i öğrenci toplam 2 bin 666 başvuru yapılırken, 2013 yılı yarıyıl tatilinde 2 bin 400'ü öğrenci 6 bin 600'ü de veli ve öğretmen olmak üzere toplam 9 bin başvuru yapıldı.