STAR ANA SAYFA - 31 Ekim 2014 Cuma

Türk sinemasının alternatif açılışı

Uluslararası Berlin Film Festivali, ABD’li yönetmen Wes Anderson’un ‘Büyük Budapeşte Oteli’ filminin gösterimiyle başladı. Festivalde izleyici ile buluşan Türk filmi ‘Kumun Tadı’ ise dikkat çekti.
Türk sinemasının alternatif açılışı
Alin Taşçıyan/Berlin

64. Berlin Film Festivali bu yıl çok sayıda ünlü sinemacıyı ağırlayan şık açılışını yaparken basın mensupları da sessiz sedasız Melisa Önel’in “Kumun Tadı” filminin dünyadaki ilk gösterimini izledi. Berlinale’yi takip eden Türk film eleştirmenlerinin çoğu oradaydı. Aralarında “Bal” ile Altın Ayı kazanan yönetmenimiz Semih Kaplanoğlu’nun, Panorama Özel bölümüne seçilen Kutluğ Ataman filmi “Kuzu”nun başrol oyuncularından Cahit Gök’ün de bulunduğu Türkiyeli sinemacılar da galasını bekleyemeyip “Kumun Tadı”nın basın gösterimine “sızdı”.

Özellikle Amerikan basını ve yönetmen Wes Anderson’ın sinemasını sevenler tarafından sıcak bir tezahüratla karşılanan “Büyük Budapeşte Oteli”ni Türkiyeli sinemaseverler İstanbul Film Festivali’nde izleyecek. “Kumun Tadı”nı da büyük bir olasılıkla İFF’nin Ulusal Yarışması’nda izleriz. Ön elemeyi geçmekte zorlanmayacak bir yapım. İlk uzun metrajlı filmine imza atan Melisa Önel’in çalışması genel olarak özenli ve ilginç bulundu. Bir insan kaçakçısının iç dünyasını doğal mekan ve meteorolojik olaylar aracılığıyla anlatmayı deneyen filmde Timuçin Esen, Mira Furlan, Ahmet Rıfat Şungar, Mustafa Uzunyılmaz, Sanem Öge ve Selen Uçer rol alıyor.

Dev dalgaların dövdüğü kumsal, bulutlu gökyüzü, sert esen rüzgar, sulak alan, ahır, inekler, kadraja giren böcekler, odun kömürü üretilen bir çiftlikten eksik olmayan dumanla atmosfer yaratmaya odaklı filmde Erdem Helvacıoğlu’nun müziği özellikle dikkat çekecek kadar iyiydi. Önel’in sinemasında Philip Grandrieux’nün biçemini andıran karanlıkta zor seçilen kabus / takip sahneleri yer alıyor.

Denizin tuzunun baskın çıktığı “Kumun Tadı” insanların kök salma, nereye ait olduğunu, güven içinde nasıl yaşayacağını ve ilişki kuracağını bilememesi ve dalgalarla sürüklenmesi üzerine şiirsel alt metnini, elbette daha iyi anlatabilirdi. Avrupalı bir botanikçiyle insan kaçakçısının tensel ilişkisinin yoğunluğu, kaçakçılar arasındaki hiyerarşik ilişkilerin karmaşıklığı ikinci planda kalmış ve yeterince işlenmemiş olsa ve yönetmenin izleyiciyi sürekli gerilimde tutma çabası yer yer ters tepse de “Kumun Tadı” etkileyici finaliyle bir ilk film için başarılı.