STAR ANA SAYFA - 31 Temmuz 2014 Perşembe

Koca kafalı Ayas çocuklarımız gibi!

İlk uzun metrajlı Türk çizgi film kahramanı Ayas sinemalarda. Yaratıcısı Ayşe Şule Bilgiç, projenin beş yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu söylüyor.
Koca kafalı Ayas çocuklarımız gibi!
Alin Taşçıyan

TRT Çocuk’ta beş yıldır severek izlenen Pepee adlı çizgi filmin yaratıcısı Ayşe Şule Bilgiç iki yeni projenin heyecanını yaşıyor. Düşeri şirketiyle gerçekleştirdiği Türkiye yapımı ilk uzun metrajlı çizgi film Ayas, 22 Kasım’da vizyona çıkacak. Yarın da Planet Çocuk kanalında, çocukları ekran başında danslarla, şarkılarla, oyunlarla hareket ettirecek çizgi dizi Leliko yayına başlıyor. Hüseyin Emre Konyalı ve Mustafa Tuğrul Tiryaki’nin yönetmenliğini, Bilgiç’in eşi Kıraç ile Nevzat Yılmaz’ın müziklerini yaptığı filmi orijinal yaş grubundaki çocuklar seslendirdi.

-Ayas’ın fonunda İstanbul’u kullandığınız görülüyor...

Çok güzel bir şehir İstanbul. Türkiye’yi global arenada temsil edecek bir özelliği var. Dizilerde kullanılıyor zaten biz neden Ayas’ta kullanmayalım dedik. Biraz da sanat ekibi olarak Düşyeri’nin düşlerini de koyduk. Olmasını istediğimiz İstanbul’u koyduk.

-Neyi çıkardınız, neyi eklediniz?

Gerçekte aynı noktadan görünmeyecek kadar çok şeyi biz aynı yerde gösterdik. Ayas’ın evinin bulunduğu yerden ve yakınlarından Kızkulesi de görünüyor, Galata Kulesi de, Boğaz Köprüsü de!

-Ben de oraya taşınmak istiyorum! Düşyeri’nin İstanbul’u oldu. Her yeri gören bir yer!

Şimdiki çocuklar site dışını bilmiyor, Ayas nerede yaşıyor? Apartmanda yaşıyor ama site değil. Biraz kendi çocukluğumuza da gitmek, sokak kültürünü de yaşatmak istedik. Aşağı mahalle, yukarı mahalle kavramları var. Ayas’ın en şanslı olduğu konu bütün ailesiyle aynı yerde oturması. Bütün akrabalarıyla aynı apartmanda yaşıyor. Dayıları, teyzeleri, halası, amcası... En iyi arkadaşları da kuzenleri. Onlarla keyifli, sıcacık bir hayatı var.

-İstanbul mahalle kültürü ve büyük aile de dikkat çekici...

Bunu yaşayamamış çocuklara da o sıcaklığı aktarmak. Büyükşehirlerin geldiği noktada çocuklarımız bundan mahrum kalıyorlar. Çoğunun ebeveynlerinin yakın akrabaları uzakta. Oysa bizi biz yapanlardan biri aile bağlarımız, birbirimize dokunma, sarılma isteği. Anneler bebeği poposuna vura vura sever, sarılır içine sokar. Bunlar bizim için önemli, sonradan duygulanımlarımız, dünyayla aramızda kurduğumuz bağlar açısından annelerimizin bizi sıka sıka sevmesinin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Ayas’ın yaşına geldiğimizde de bizi koruyan seven amca ve teyzelerin varlığı, verdiği güven önemli. Bunu yaşayamayan çocukların da hissetmesini istedim.

-Ayas’ın tipleri nasıl yaratıldı?

Türk genetiğini inceledik. O yaş grubunun ilgisini çekecek göz temasının şart olduğunu düşünüyorum. Türk kemik yapısında kafalar daha büyüktür vücuda oranla. Çocuğun yaşı küçüldükçe kafa vücut oranı anatomik olarak birbirine daha yaklaşıyor. Ayas da, Pepee de öyle. 7 Ekim’de Planet Çocuk’ta yayına girecek olan Leliko adlı çizgi filmimizde de öyle. Düşyeri olarak koca kafayı seviyoruz!

İlk düşü ben kuruyorum

-Proje nasıl gelişti?

Senaryoyu ben yazıyorum. Aslında süreç şöyle gelişiyor: İlk düşü ben kuruyorum. Onun fizibilitesini yapıyoruz. Boşa atacak kurşunumuz yok. Umduğumuz sonucu getirmezse geriye gideriz. Ayakta tutmamız gereken 70 kişilik bir ekibimiz var. Badireler atlatarak beş yılın sonunda buraya geldik. Ayas’ta pek çok tekniği bir arada kullandık.