STAR ANA SAYFA - 17 Nisan 2014 Perşembe

Çok umutluyum

Geçen haftaki yazımı, “Süreçle ilgili umutlarımız ne kadar yüksekse, ihtiyat ve duyarlılığımız da o kadar yüksektir” cümlesiyle bitirmiştim. Sürecin selametini isteyenler, elbette süreçteki muhtemel risk, sıkıntı ve komplikasyonları da nazara almak durumundadırlar.

Doğrusu bu hafta süreçle ilgili umutlarım daha da artmış durumda. Hafta sonu bakan, genel başkan yardımcısı ve milletvekillerinden oluşan AK Parti heyetleri Ege ve Karadeniz bölgesindeki illeri dolaştılar, vatandaşın nabzını tuttular. Sadece AK Parti tabanını değil, CHP ve MHP tabanını oluşturanların da önemli bir kısmı çözüme destek veriyorlar. Elbette çekinceler, kaygılar, farklı görüşler yok değil... Ama nihai amacı PKK’nın silah bırakması ve terörün son bulması olan bu girişim çok önemli ve çok gerekli bir adım olarak algılanıyor. Yüksek sesle ifade edemeseler de muhalefet milletvekillerinden bazıları da hükümetin çabalarını önemli görüyorlar.

Akil İnsanlar Heyeti’nin sabahın erken saatlerinden gece yaralarına kadar yaptıkları yoğun programlardaki hava da son derece pozitif... Özellikle Ege, İçanadolu ve Akdeniz’de gerçekleşen etkinlikler, ‘ihtiyatlı iyimserlik’le birlikte ve çözüm umudunun beklenenin üzerinde olduğunu gösteriyor.

***

Bediüzzaman Said Nursi, bir eserinde başarılı olmak için sadece temiz ve saf niyetin yetmediğini, yaratılıştaki kanunlara uyarak, sosyal ilişki ve bağları güçlendirerek hareket etmek gerektiğini anlatır:  “Ve keza, bir işte muvaffakıyet isteyen adam, Allah’ın âdetlerine karşı safvet ve muvafakatini muhafaza etsin ve fıtratın kanunlarına kesb-i muarefe etsin ve heyet-i içtimaiye rabıtalarına münasebet peyda etsin. Aksi takdirde, fıtrat, adem-i muvafakatle cevap verecektir. Ve keza, heyet-i içtimaiyede, umumî cereyana muhalefet etmemek lâzımdır. Muhalefet edildiği takdirde, dolabın üstünden düşer, altında kalır.”

Bütün kuvvetiyle adaleti desteklediğini, zulüm, baskı ve tahakküme karşı olduğunu söyleyen Üstad hazretleri, hayırlı işlerde başarılı olmayı ilahi iradenin sosyal hayattaki kurallarına ve fıtrata uygunlukla ilişkilendirmiştir.

Çözüm süreci de ruhunu adaletin, hak ve hakkaniyetin oluşturduğu bir süreçtir. Hükümet hem iyi niyetle bu yola çıkmıştır, hem de sosyal hayattaki ilişki ve bağları gözeterek, bunları ilmek ilmek işleyerek yol yürümektedir.

***

Köşe yazarlarının yazılarının çarpıtılması ve hak etmediği bir konuma oturtulmasını oldum olası doğru bulmam. Düşüncesine katılsak da katılmasak da kimse yazısından dolayı karalama kampanyasına maruz kalmamalıdır.

En son Cengiz Çandar bundan dert yanıyor, benim (bir röportajına ve raporuna binaen) kendisine yaptığım atıfa değiniyordu. Aslına bakarsanız, ben de son yazımın çarpıtılmasından ve maksadı dışında yerlere çekilerek konumlandırılmaya çalışılmasından rahatsız oldum.

PKK içinde ne tür hizipleşme ve gruplaşmalar yaşandığını, bunların hangi ülke ve odaklarla ne tür işbirliklerine gidebileceklerini az çok yorumlayabilecek durumdayım. Bunların süreçte risk faktörü olarak değerlendirilmesi bir temenni veya (böl-yönet amaçlı) taktik hamle değildir. Tabloyu doğru ve gerçekçi şekilde ortaya koymaz isek muhtemel sıkıntılara karşı da gereken tedbirleri alamayız. Daha önceki süreçlerde örgüt içindeki bu hizip ve damarların ne tür refleksler sergilediğini olumsuz örnekleriyle yaşayarak tecrübe ettik. Örgüt bugün kendi içindeki çatlak sesleri veya muhtemel sabotajları engelleyecek bir kollektif tutum takınırsa bu sürecin lehine olur.

Başka bir gazeteci ise çarpıtmaya örneklik oluşturacak yazısında bizim söylediklerimizi değil, kendi zihninde ürettiği halüsinasyonu eleştirmiş...

‘PKK’yı bir grup Alevi tarafından kandırılmış cahil insanlar’ gibi görmek için de, hiç ilgisi olmayan başka değerlendirmeleri böyle yorumlamak için de gerçekten konunun cahili olmak gerekir.

Bence süreç boyunca farklı düşüncelere sahip olmamızda ve kendimizce muhtemel gelişmeleri ve riskleri analiz etmemizde bir beis yok, ama halüsinasyonlara ve yanılsamalara boğulmak gereksiz yere enerjimizi tüketir.